|
Dedeşen
Tarihi
Zamanında bir tabur esker dedeşen köyünün (eski adı gümüşparmak)hemen
yan tarafında bulunan dağın eteklerinde konakla.
Tüm askerler yorgun, bitkin ve açtır.Bölük komutanı bir manga askeri
dedeşen köyüne yardım istemeye gönderir.
Ancak köyde bu kadar eskeri doyuracak kadar yiyeceği olan birilerini
bulamazlar.
Umutsuz bir şekilde birliklerinin bulunduğu yere doğru giderlerken
yolda yaşlı bir zat askerlere neden geldiklerini sorar.
Askerler durumu anlatırlar.Yaşlı zat çantasından bir poşet
içerisinde pirinç çıkarır ve askerlere akşam tüm bölüğü köye
getirmelerini söyler
.Askerler biraz şaşkın bir şekilde "dede bu pirinç bir askere dahi
yetmez" derler.
Yaşlı zat " siz gelin gerisini düşünmeyin" der ve akşam gelecek
misafirleri için hazırlık yapmaya başlar.
Nitekim askerler akşam köye geldiklerinde gözlerine inanamazlar.
O bir poşet pirinç koca bir tabur eskeri doyurur.hatta yanlarına
erzak olarak bile alırlar.
Ayrılırken bölük komutanu yaşlı zat ın yanına giderek "DEDE bizi
doyurdun ŞEN OLASIN "der ve köyün adı buradan gelir.
Kültür
BU KÖYDE TARİHİ AÇIDAN ÇOK ÖNEMLİ BİR CAMİ VE BİR TÜRBE
BULUNMAKTADIR :
Dedeşen Köyü’nde bulunan bu caminin ne zaman ve kimin tarafından
yapıldığı bilinmemektedir.
Mimari üslubundan ötürü XV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Osmanlı
döneminde Dedeşen Köyü’nde cami,
türbe ve çeşme gibi yapıların bulunduğu göz önüne alınacak olunursa
XV.yüzyıl Osmanlı eseri olduğu tahmin edilmektedir. Yavuz Sultan
Selim’in 1514 yılında
Çaldıran Seferinden dönerken burada konakladığı söylenmektedir. Yöre
halkı arasındaki yaygın bir söylentiye göre
Yavuz Sultan Selim konakladığı bu köyde;
Şeyh Ahmed’in ikramından memnun kalmış ve beğenisini “Dede Şen
Olasın” diyerek ifade etmiştir.
Bu olaydan sonra köyün adı Dedeşen olarak tanınmıştır.
Dedeşen Köyü’nde Osmanlı döneminde cami ile birlikte türbe,
çeşme, hamam ve medrese yapılmıştı.
Bunlardan cami, türbe ve çeşme günümüze ulaşabilmiş, harap haldeki
hamam samanlık olarak kullanılmaktadır.
Medreseden ise hiçbir kalıntı bulunmamaktadır.
Cami tek kubbeli Osmanlı üslubunda yapılmıştır. Kare kaideli
kesme taştan caminin önünde bir de son cemaat yeri olduğu,
konsol, sütun kaidesi ve sütun gövdesi gibi kalıntılardan
anlaşılmaktadır. Batıdan içerisine girilen caminin üzeri
pandantiflere
dayanan bir kubbe ile örtülüdür. İç mekandaki mihrap ve minberin
sanat tarihi yönünden bir özelliği yoktur.
İç mekanın kuzeybatı köşesinde orijinal minareye ait merdiven
bulunmaktadır.
Bu merdivenden bugün kadınlar mahfiline çıkış sağlanmaktadır.
Batıdaki girişin soluna
1993 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından silindirik gövdeli
ve tek şerefeli bir minare eklenmiştir.
Caminin yanındaki hazirede XVIII.-XIX.yüzyıla ait tarih ve sanat
tarihi yönünden önemli mezar taşları bulunmaktadır.
Coğrafya
Ardahan iline 42 km, Göle ilçesine 18 km uzaklıktadır. KÖYÜN dört
yanı ormanlarla çevrili,içinde
deresi akan çok güzel bi yaylası mevcuttur.Doğayla başbaşa
kalınabilecek kadar güzel ve dinlendirici bir yayla.
İklim
Köyün iklimi,
Karasal
iklimi etki alanı içerisinde Şiirden de anlaşılacağı gibi iklim sert karasal iklim olup yaz
yağmurlarını almaktadır.
yaklaşık 6 ay havalar soğuğun etkisinde kalır.Ama haziranda gelen
sıcak havalarla beraber yaz yağmurları bölgenin yüksek
boylu
çayırlara kavuşmasını sağlar.Kars-Erzurum platosu bu yönüyle mikro
klima lanı gibidir.
Nüfusunu büyük bölümü iklim şartlarından dolayı büyük şehirlere
göç etmişlerdir.
Bu nedenle yaz-kış nüfus oranı değişmektedir.Ayrıca köyde yaz ayları
işler attığından nüfusta da artışlar meydana gelmektedir.
Ekonomi
Köyün ekonomisi
tarım
,
hayvancılığa
ve canlı hayvan ticaretine dayalıdır. ayrıca orköy statüsne sahip
olup,
ormancılık ek gelir kaynağı haline gelmiştir.
Altyapı bilgileri
Köyde, 3 sınıflı bir ilkokul mevcuttur.Ayrıca öğretmenler 3 adet
lojman bulunmaktadır .için Köyün
içme suyu
şebekesi ve
kanalizasyon
şebekesi yoktur.
Ptt
şubesi ve ptt acentesi yoktur.
Sağlık ocağı
vardır ancak sağlık evi yoktur.
elektrik ve sabit
telefon
vardır.
|